Doktor Olacak İntörn
- Ayrıntılar
- Kategori: GAZU Haber
- Yayınlanma: Çarşamba, 28 Aralık 2011 23:19
- neo tarafından yazıldı.
- Gösterim: 314

Hepimizin bir şekilde yolu düşmüştür Üniversite Hastanesine. Bazımız halı saha maçında sakatlanarak acile gitmiştir, bazımız tamda sınavlar öncesinde hastalandığından polikliniğe gitmiştir, bazılarımız da kontrole. Bu ve benzeri sebeplerden dolayı uğradığımız Hastanede illa intörn "son sınıf Tıp öğrencisi" arkadaşlarımızla karşılaşırız. Peki hiç düşündük mü arkadaşlarımız hangi şartlar altında gecelerini gündüzlerini hastanede geçiriyorlar, o kadar emek ve zaman harcıyorlar, karşılığında ne alıyorlar diye?
Soruların cevabını vermeden önce sizlere hangi şartlarda ne kadar çalıştıklarını ve neler yaptıklarından bahsedeyim biraz. Haftada ortalama 70 saate kadar çalışıyorlar nöbetler dahil. Bazı zamanlar 36 saate kadar nöbet tuttukları oluyor. Değerleri ortalama verdik çünkü net bir çalışma saatleri yok. Çalışma saatleri değişken bir yapıda yani. İhtiyaca göre artabiliyor yada azalabiliyor. Genel olarak çalışma saatleri intörn sayısına göre belirleniyor. Eğer bir birimde 12 saat nöbet tutulması gerekiyor ve birimde 3 intörn varsa kişi başı 4 saat nöbet tutuyorlar. Kabaca böyle bir mantık işliyor, ters orantı yani. Arkadaşlarımızın bu kadar uzun çalışmalarının nedeni Hastanenin ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar intörn olmaması. Bu eksiklikten, Tıp Fakültesinde son sınıfa gelebilmenin zorluğunu anlayabiliyoruz. Yalnız karşılaştırma yapmak gerekirse burada sorunun itörn eksikliğinde değil sistemde olduğunu kavrayabiliriz. Cerrah Paşa Tıp Fakültesi son sınıf öğrencilerine itörn olmanın zorluklarını sorduğumuzda bize, aksine zor olmadığını rahat olduklarını söylediler. Çok mu intör var yani diye sorduğumuzda ise, intörn sayısı ile alakalı olmadığını, Cerrah Paşa'nın sisteminden kaynaklandığını söylediler. İntörn öğrencilerini gün aşırı nöbetlerle sıkmak yerine rahatça TUS'a çalışmalarını olanak kılmışlar. İlginçtir, üniversitemizin son sınıf tıp öğrencisi arkadaşlarımız hiç bahsetmediler TUS'tan. Tek duyduğumuz uzun yorucu nöbetler. Sosyal hayatlarını geçtik, gelecekleri için çok önemli olan uzmanlık sınavına bile yeterli zamanı harcayamıyorlar. Kendi arkadaşlarımdan bir örnek vermek istiyorum; arkadaşlarıma ulaşmak istediğim zamanlar ulaşırsam anlıyorum ki nöbetteler, eğer ulaşamazsam, uzun nöbetlerin yorgunluğunu atabilmek için derin uykuya daldıklarını anlıyorum. Nöbet- uyku ikilisi arasında gidip geliyorlar yani.
Peki neler yapıyorlar? Görevli oldukları birime göre değişiyor. Genelde; kan şekeri ölçme, test sonuçlarını dosyaya işleme, acilde hastalarla ilgilenme, muayene, tedavi, getir götür işlerini görme, tansiyon ölçme gibi hastane diliyle çömez asistan işleri yapıyorlar. Kısacası eğitimden çok iş gücü olarak kullanılıyorlar.
Bu bahsettiklerimiz den yola çıkarak aklınızda bazı tahminler oluşmuştur emeklerinin karşılığı olarak. Aslında intörn, kelime anlamıyla daha çok ücretsiz çalışan staj öğrencisine yakın. Türkiye'nin çoğu üniversitesinde intörnler kelime anlamındaki gibi emeklerinin karşılığında birşey almıyorlar. Üniversitemizde okuyan intörn arkadaşlarımız nispeten daha iyi konumdalar, çünkü brüt 200 TL kadar gelirleri var aylık. Kesintilerle yüz küsür oluyor bu maaş. Diğer üniversitelere kıyasla iyi diyebilirsiniz fakat ilk paragrafta verdiğim örneği tekrar düşünürseniz öyle olmadığını anlayacaksınız. Geleceklerini kurma yolunda zamanlarını harcamak yerine nöbetlere girmek zorunda kalan arkadaşlarımızın hakkını ödemek kolay olmamalı. Onlar için çok önemli olan TUS'a hazırlanmaları gerekirken intörn değil öğrenci olmaları gerek.


